admatic mobil pc 

Soylu: Ehliyetimizi artık kimliğimizin içinde olacak yani taşımamız gerekmeyecek


İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, " Ehliyetimizi artık yanımızda taşımamız gerekmeyecek. Ehliyeti, kimlikteki çipe yükleyeceğiz. Kredi kartlarından uygun olanları tekrar kimliğe yükleyeceğiz. Ayrıca elektronik imza da buna yüklenecek" dedi.
Soylu: Ehliyetimizi artık kimliğimizin içinde olacak yani taşımamız gerekmeyecek

Bakan Soylu, Kanal D televizyonunda canlı yayına katılarak gündeme ait değerlendirmelerde bulundu, soruları cevapladı.

Bakan Soylu, çipli kimlik kartlarının arkasındaki çipin tasarlanırken 5 alanının bulunduğunu, o alanlara ne yerleştirilirse bunun da otomatikman kullanılma imkanının getirildiğini belirterek "Ehliyetimizi artık yanımızda taşımamız gerekmeyecek. Hazırlıkları tamamlıyoruz. Türkiye'ye bunu kısa sürede müjdeleyeceğiz. Ehliyeti bunun üstüne yükleyeceğiz, jandarmamız ve polisimiz ehliyete bakmak istediği zaman (çipe) dokundurduğunda ehliyeti var mı yok mu anlamış olacak" dedi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuyla (BDDK), Hazine ve Maliye Bakanlığıyla anlaşarak kredi kartlarından uygun olanları kimlik kartının gerisinde bulunan çipin içerisine koyabileceklerini de aktaran Soylu, şu ifadeleri kullandı:

"Sağlık hizmetleri, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bu kimlik kartı ile bunun içerisine yüklenerek sağlanabilecek. En önemlisi elektronik imza. Yani bunun içine, atacağınız elektronik imza buna yüklenecek ve bu kartı çektiğiniz vakit, bir yere imza attığınız vakit o sanal ortamda elektronik imza olarak kabul edilmiş olacak. Dünyada böyle uygulama yapan ülke sayısı yok denecek kadar az."

Süleyman Soylu, yeni bir kontrol mekanizması daha getirdiklerini ifade ederek şunları kaydetti:

"O da şu, elektronik kimlik doğrulama sistemi. Bankaya, notere, hastanelere, nereye giderseniz kendinizi tanıtmak arzu ettiğiniz her yerde baş parmağınızı bir elektronik hüviyet doğrulama sistemine koyuyorsunuz, baş parmağınızı koyduktan sonrasında diyor ki 'Siz Süleyman Soylu'sunuz, resminiz bu, sizin buraya girişinize imkan sağlanmaktadır.' Bunu tüm Türkiye için tüm Türkiye Cumhuriyeti hüviyet kartına sahip vatandaşlarımız için yapacağız. Dünyanın önemli başarılarından birisine imza attık. 2017 yılının başında başladık bu kimliği vermeye tüm illerimizde. Yaklaşık 56 milyon vatandaşımıza bu kimliğimizi verdik. Bugün elektronik hüviyet doğrulama sistemi ile bu bahsettiğimiz sistemle bizim ülkemizde hayatı fazlaca kolaylaştıracağız."

On-line gerçekleştirilen Uluslararası Göç Filmleri Festivali'ni 30 milyondan fazla insanın izlediğini belirten Soylu, "Türkiye, 2011'de süregelen Suriye iç savaşından sonra dünyaya oldukca büyük örnekler gösterdi. Bunu da bir programla ve planlı yapmış oldu, bugün bir karmaşıklık olmamasının temel nedeni de budur. Bunun anlatılması lazım. Uluslararası birçok mecrada anlattık, siyaseten anlatıyoruz, Sayın Cumhurbaşkanımız anlattı, bütün arkadaşlarımız anlattılar ama sanatın ve beyaz perdenin gücü bambaşka. Şu anda 30 milyonu aşkın insan, Göç Filmleri Festivali'ne girdi ve seyretti" ifadelerini kullandı.

Festivalin kapanışında sürprizler olacağını dile getiren Soylu, değişik ülkelerdeki sanatçıların gösteriler, bakanlık görevinde bulunmuş birtakım yabancı konukların değerlendirmeler yapacağını söyledi.

‘Milletimiz bambaşka bir millet’

Soylu, Sahil Güvenlik Komutanlığının 2019'da sadece Ege Denizi'nde 5 bin civarında insanın yaşamını kurtardığını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bizim milletimiz bambaşka bir millet, uzattığı el hep iyiliğe ilişik eller. Gittiğimiz her yerde hep bizimkileri görüyoruz. Kızılay, AFAD, İHH, Deniz Feneri, Sadakataşı benzer biçimde tüm dernekleri görüyorsunuz. Kimisi yetimlere bakıyor kimisi çadırlar kurmuş kimisi besin getiriyor kimisi okul yapıyor, öğrenim veriyor. O kadar büyük hizmetler yapıyoruz ki dünyaya bir model ortaya koyuyoruz. Elbetteki bir taraftan yaptıklarımız, bir yandan beyaz perdenin gücü. Bence dünyada bu, ötekileştirmeye çalışılan, korku oluşturan göç meselesini oldukca daha değişik bir noktaya taşıyacaktır."

‘Bugün Türkiye, ciddi bir alan baskısı oluşturdu’

Türkiye'nin geçmişte kendi üzerindeki kamburu taşımak zorunda kaldığını ve bunlardan birinin de terör bulunduğunu anlatım eden Soylu, birilerinin terörü kullanarak Türkiye'yi istikrarsızlaştırmaya çalıştığını anlattı.

Soylu, "Bundan kurtulmak lazım, bundan kurtulmak için de bir toplu bakışa gereksinim vardı. Bugün Türkiye, terörle mücadelede başarılı, terörü kaynağında yok etmek için büyük bir gayret sarf ediyor. Bugün Türkiye, ciddi bir alan baskısı oluşturdu. Bugün Türkiye, Irak, İran, Suriye sınırından kendisine gelen saldırıları engellemek için tedbirler aldı" diye konuştu.

'Erdoğan'a yönelik de değerlendirmeler üniversitelerde yapılacak'

Bakan Soylu, "Metehan'a nasıl bakılıyorsa, Osmanlı'nın kuruluşu nasıl değerlendiriliyorsa, Mustafa Kemal Atatürk'ün mücadelesi iyi mi değerlendiriliyorsa da yıllar sonrasında 'Ne yapmış oldu Türkiye de buraya geldi' diye Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik de değerlendirmeler üniversitelerde yapılacak" ifadelerini kullandı.

‘Yarın tankımızı hepimiz üreteceğiz’

İnsansız hava araçları olmasa, ustalaşmış askerlik sistemine geçilmemiş olsa laf mevzusu başarıların elde edilemeyeceğini belirten Soylu, "Irak'ın kuzeyine basmazsak bir yandan Suriye'de DEAŞ, PYD-PKK ile bir mücadele ortaya koymazsak bu tarz şeyleri yapabilme kabiliyetine sahip olabilecek miydik? Milli ve yerli savunma sanayi oranımız yüzde 20'den 70'lere çıktı. Mühimmatımızı, silahımızı, gece görüş kameralarımızı, en gelişkin insansız hava araçlarına taktığımız kameralarımızı bizler üretiyoruz. Özellikle İHA'larımızı, Hava Kuvvetlerimizin kullandığı mühimmatları hepimiz üretiyoruz. Milyarlarca dolar vermiyoruz. Bütün bu tarz şeyleri gerçekleştirdik, yarın tankımızı biz üreteceğiz" ifadelerini kullandı.

‘6.5 milyon ferdin verileri yüklendi’

Soylu, kabahat ve suçlularla mücadele kapsamında ortalama 6.5 milyon bireyin yüz bilgileri ve geometrik verilerinin Plaka Tanıma Sistemi'nden Kent Güvenliği Yönetim Sistemi'ne kadar tüm kameralara yüklendiğini söyledi.

‘Türkiye'nin sınır ötesinde terör örgütünü karşılayarak eylemleriyle Türkiye'yi istikrarsızlaştırmaması için büyük bir fedakarlık ortaya koyduğuna’ dikkati çeken Bakan Soylu, "Bu, bizim ekonomimizi, istikrarımızı, turizmimizi, akademik hayatımızı, üniversitemizi şekillendiriyor. Doğu ve Güneydoğu'da lisanslı sporcu sayımız 800 binden 1 milyon 200 bine çıktı. Türkiye, toplam bir programı uyguluyor, bu programda refah var, yöresel barış var, kardeşlik var, insanlık var, ziraat var, komşularla iyi ilişkilerimiz var, tecim var, medeniyetimizin bütün dünyayla buluşturulması var" gibi konuştu.

‘Sadece salgın döneminde 12 binin üzerinde hesap belirledik’

Soylu, laflarını şöyleki sürdürdü:

"Sadece istila döneminde provoke, manipüle edici, milletimizi endişeye sevk eden 12 binin üstünde hesap belirledik. Bunların mühim bir kısmı yurt dışında, yüzde 60'ın üstünde FETÖ, yüzde 20'nin üzerinde de PKK hesapları.

Yani aslen bir terörle de sanal alemde karşı karşıyayız. Bunun bilinci arasında hareket ediyoruz. Vatandaşımızı nasıl sokaktaki kapkaçtan, terörden, asayiş suçlarından korumak için savaşım ediyorsak aynı şekilde sanal alemde de tüm birimlerimizle, BTK, savcılıklar, hakimlikler dahil olmak suretiyle ortak mücadeleyi sergiliyoruz." 

Soylu, bu mevzuda dünyanın birçok ülkesine ders verdiklerini, ABD'de FBI ve CIA nezdinde mühim bir noktaya geldiklerini söyledi. 

‘Kadın cinayetlerinde yaşamını kaybedenlerin sayısı 155'ten 106'ya düştü’

Bakan Soylu, aile içi ve hanıma yönelik şiddetle mücadeleye ilişik soru üstüne, bu konudaki yasal emek harcamalar ve oluşturulan takip sistemleriyle ilgili bilgi verdi. 

Şiddetle savaşım mevzusunda yılbaşından itibaren 111 bin personele öğrenim verildiğini özetleyen Soylu, "1000 elektronik kelepçe alıyoruz, daha da fazla alacağız" bilgisini paylaştı. 

Soylu, 1 Ocak 2019 ile 17 Haziran 2019 tarihlerinde adam öldürmeye kurban giden hanımefendilerin sayısının 155 bulunduğunu, bu sayının 1 Ocak 2020-17 Haziran 2020 tarihlerinde 106'ya düştüğünü belirtti.  

Elektronik kelepçeler çoğaltıldığında hanıma yönelik şiddetle mücadeleye ait takip mekanizmaları konusundaki yetkinliğin daha da artacağını vurgulayan Soylu, bu çalışmalara karşın bazı marjinal organizasyonların hanıma karşı şiddeti, aile içi sertliği, cinayeti Türkiye'yi kötülemek, Avrupa ve dünya nezdinde daha karanlık noktaya taşımak amacıyla kullanma anlayışı sergilediğini ifade etti. 

Meselenin bir cinsiyet kavgası olmadığının altını çizen Soylu, şunları kaydetti:

"Özellikle hanımefendiler bu mevzuda huzurlu olsunlar. Oluşturduğumuz, oluşturabileceğimiz tüm teknolojilerle, yaptığımız takiplerle Türkiye'de bu meseleyi sıfıra indirmek bizim temel görevimizdir. Şunu bilsinler; aile içi şiddeti bitirebilmek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Aile içi sertliği sona erdireceğiz. Türkiye, bu mevzuda dünyaya misal bir ülke olacaktır. Bu konudaki eksikliklerimizi devlet olarak gidermek için de son aşama büyük çaba ortaya koyuyoruz, doğru yoldayız ve doğru sonuçlar alıyoruz." 

'KADES tipi uygulamaların bilhassa kadınlarımız tarafınca indirilmesi gerekir'

Bakanlığın Kadın Destek Uygulaması'na (KADES) da değinen Soylu, "Şu ana kadar 458 bin kişi KADES'i indirdi. Şu ana kadar 31 bin 800 civarında suç duyurusu geldi ve bunlar yüzde 50'sinin üstünde doğru ihbar. Bu, şu demektir: Neredeyse 15 bin 516 civarında doğru ihbara gidildi" ifadelerini kullandı. 

KADES'in yerli ve milli bir yazılım olduğunu anımsatan Soylu, "Çok mühim bir noktaya geldiğimizi ifade etmek isterim ama daha da iyi bir noktaya gelebilmek için KADES tipi uygulamaların bilhassa kadınlarımız tarafınca indirilmesi gerekir. Sadece kendi açısından değil bu sebeple isim, soy isim tamamen gizli saklı kalıyor ve başka birisini de kurtarabilmek adına kullanılabilecek bir suç duyurusu uygulaması" gibi konuştu. 

'Dünyadaki eroinin yüzde 17'tepsi bizler yakalıyoruz'

Uyuşturucu ile mücadelede bir dertle yüz yüze olduklarını dile getiren Soylu, "Doğumuzdan naturel uyuşturucunun, batımızdan da sentetik ve kimyasal uyuşturucunun transit geçiş ülkesiyiz. Bu bizim için bir tehdit ve tehlike. Aynı zamanda bu iki uyuşturucu kesiminin de hedef ülkelerinden bir tanesiyiz. Dünyadaki eroinin yüzde 17'sini, Avrupa'nın 70'ini biz yakalıyoruz. Bunlar az rakamlar değil, önemli rakamlar" diye konuştu.

Bakan Soylu, Türkiye'nin 2012-2013 yıllarından itibaren bileşik uyuşturucu, bonzai, ekstazi, captagon, bileşik ecza gibi uyuşturucu maddelerinin baskısı altında kaldığını dile getirerek şunları söyledi:

"Bunların bilhassa insanı öldürücü tesiri daha yüksek bundan dolayı bunların dünyadan hangi karışımlarla geldiğini de kimse biliyor değil. Bunlar bir de ucuz tüketiliyor ve onun için ulaşımı da kolay oldu. 2012, 2013, 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018'de tüm dünyayı etkisi altına aldı. Burada Türkiye yeni bir yöntem geliştirdi ve geliştirdiği yöntemle de oldukça ciddi mücadeleler ortaya koydu. 2019'da Cumhuriyet tarihinin en büyük yakalamalarını yaptık. Sadece bizim ülkemizde değil, İspanya, İtalya, Akdeniz, Libya açıkları, Sırbistan, Yunanistan, Almanya. Cumhuriyet tarihinin en büyük kokain yakalamasını yaptık 800 kiloyla. Cumhuriyet tarihinin en büyük eroin yakalamasını yaptık 1500 kilo ile."

‘Kanalizasyondan aldığımız sularla uyuşturucu kullanımını takip ediyoruz’

Soylu, "Sahada bunlara acımasız bir şekilde saldıracağız diye bütün tedbirlerimizi aldık. Hükümetimizden Allah razı olsun, 81 ilde narkotimlerimizi kurdular. Yine okullarımızın etrafından 6 bin polis, 20 bin güvenlik görevlisi görevlendirildi. Yetmedi, bunlarla birlikte parklar, aydınlatmalar, metruk binalarla ilgili ne yapacağımız mevzusunda haritalarımızı ortaya koyduk. Bu da yetmedi, Yeşilay'la birlikte dünyada uygulanan bir metodu uygulamaya başladık. 18 vilayetimizde kanalizasyonlardan aldığımız sularla birlikte, her çeyrekte bir o illerde uyuşturucu kullanması artmış mı azalmış mı bunu takip ediyoruz. Yakaladığımız her uyuşturucu kullanana anket yapıyoruz. Buradan kendimize bir yol haritası çiziyoruz" diye ekledi.

'Uyuşturucu ile mücadele mevzusunda kimseye soluk aldırmayacacağız'

Doğrudan uyuşturucu maddelere bağlı ölümlerin Türkiye'deki yıllara gore dağılımıyla alakalı bilgi veren Soylu, şöyle devam etti:

"Uyuşturucuya bağlı ölümler bu yılın ilk 5 ayında geçen yıla nazaran yüzde 47 daha azalarak devam etmektedir. Bu, bizim bu konudaki çoklu takibimizin bir sonucudur ve milletimiz de bu mevzuda bize güvensin uyuşturucu konusunda ve uyuşturucu ile mücadele konusunda kimseye nefes aldırmayacacağız. Şu anda 56 bin uyuşturucu satıcısı cezaevlerinde."

15 Temmuz'dan bugüne kadar bizim ülkemizde 933 organize kabahat çetesini çökerttiklerini belirten Soylu, "Bunun 25 tanesi milli ölçekte, geri kalanı bölgesel ve yerel ölçekte. Bütün bu tarz şeyleri yaptığımız vakit bu mevzularda kabahat ve suçluya nefes alacak bir alan bırakmadığımızı söylemek isterim" dedi.

'Size kendimi suç duyurusu edeyim'

Bakan Soylu, "Size kendimi suç duyurusu edeyim. Kötü muamele sadece uyuşturucu satıcılarına yapılıyor. Uyuşturucuyla savaşım mevzusunda kimseye göz açtırmayacağız, satıcılara nefes aldırmayacağız" diye konuştu.

‘Hayvan Hakları koruma birimi oluşturuyoruz’

Hayvan haklarıyla alakalı de konuşan Soylu, "Hem polis, hem jandarmada hayvan haklarını koruma birimleri oluşturuyoruz. Arkadaşlarımız 10 gündür buna çalışıyor. Çok yakın bir zamanda polis merkezlerimizde de bu mevzuda da oldukça önemli bir adım atacağız. Çok suç duyurusu geliyor bana. Tüm bunları ortadan kaldırabilecek, anı anına takip edilecek güvenlik ve jandarmada bir ünite oluşturuyoruz" dedi.

'Günde 600-700 kişi arar, 1500 mesaj gelir'

Bakan Soylu, 1 gününün iyi mi geçtiğinin sorulması üstüne de şunları söyledi:

"Gece 1'de eve geldiğimde, hanım 'erken gelmişsin' diyor. Gece 3'e kadar istihbarat, günün notlarıyla ilgileniyorum. Türkiye'nin her tarafından günlük 600-700 telefon araması gelir. Bunlarının bir kısmının acil karşılanması gerekiyor. Valilerimizden, emniyet müdürlerimizden, jandarma komutanlarımızdan günde 1400-1500 WhatsApp mesajı gelir. Bunların hepsini görmek zorundayım. Günlük toplantılarımız var. Günde minimum 20-30 kriz yönetiriz. Sadece bana gelen telefonlara ve taleplere bakan 10 arkadaşımız var. Bu uzun yıllardan beri bu şekilde devam ediyor. 94 yılında telefon aldım, sonu da 94 zaten. 26 yıldır telefonumu değiştirmedim. Bunun bir nedeni var? Yıllar önce tanıdığımız adamın başına 40 yılda bir iş gelir, arar da bizlere ulaşamaz. Ben bunu bir sorumluluk olarak görüyorum."

TAKİP ET   Google News Abone Ol

Etiketler:


Bir Yorum Yaz