Adaletsizliği Tasvir Etmek Gustave Courbet


Gustave Courbet, sanatında proleter düşünceyi taşıyan bir anlayışa sahiptir. Courbet aynı zamanda gerçekliğin bizzat destekçisiydi.
Adaletsizliği Tasvir Etmek Gustave Courbet

Gustave Courbet döneminin şartlarında muhalif olma cesaretini gösterip kendi; idealini, şiirin ve dinin düşmanı ilan etmiştir. Kendi zihninde belirlediği ideallik anlayışı döneminin ve öncesinin ideallik anlayışı ile tamamıyla ters bir düşüncedeydi. O, “Somut şeyleri herkesin gördüğü gibi resmetmek için piktüral gücüne duyduğu inanç ile ideal güzelliğe ve doğada yapılacak her seçime, züppelikleri ve kültürel gösterişleri nedeniyle yüksek sınıfa karşıydı.” (Venturi, 2018: 125) Tüm bunların çerçevesinde Courbet sanatını, insanların gerçekliğine ve gösterişlerinden uzak bir yaşantıya bağlamıştır.

“Courbet’in yaratma gücü, başarma hevesi onu pek çok kez belagatın ötesinde gerçek sanat dünyasına götürdüğü ortadadır. Bunu doğal renkler ve form duygusu ile başarıyordu. Kullandığı form akademikti ve çoğunlukla bir ustalık gösterisinden fazlası değildi.” (Venturi, 2018: 125) Courbet çizdiği resimlerde proleter halkın yaşantısındaki karamsarlığı, hüznü, çöküklüğü ve yoksulluğu renklerine yansıtıyordu. Çizdiği resimlerde cafcaflı renkler yerine doygun, soluk ve bastırılmış tonlarda yaygın ışığın sabit geçişlerinde bir bütünlük buluyordu. Ayrıca onun renk anlayışı duygusaldı ve bu duygusallık onun için gerçek olandı. Çizimlerinde verdiği bu renk skalasını fırça yerine spatula kullanarak elde ettiği kalın tonlarla güçlendirmekteydi. Bu yöntem sayesinde hafif dokunuşlarla yoğun renklere yön verebilmekteydi. Böylece ara tonlarda ışığın geçirgenliği artmaktaydı.

Courbet’i kendisi yapan ve onun çizdiği resimleri teknik bakımdan eşsiz kılan şey, renk ve ışığın odağında farklı bir yöntem kullanıyor oluşuydu. Yani, renk karışımları yerine her renk için ışık ayrı bir sentez elde etmesiyle şiirleri bir şiirsel hal almış olmasıydı.

Courbet’in Taş Kıranlar resmi yapmasından bir yıl önce 1848 Paris devriminin olduğunu hatırlatmakta fayda var. Bazı sanat tarihçilerine göre Courbet’in bu eserinde insan sevgisi ve talihsiz insanlara karşı bir sempati vardı ancak bu politik temelli bir tez etrafında sanat yaptığı anlamına gelmez, düşüncesi söyleminden ibaretti.

Resmin Hikayesi

“Courbet 20 Kasım 1849 tarihinde bir arkadaşına şunları yazmıştı: “Araba ile Maizieres yakınlarındaki Sait-Denis Şatosu’na doğru gidiyordum. Yolun kenarında taş kıran iki kişiye bakmak için durdum. Bunun kadar kusursuz bir sefalet örneğine nadiren rastlanır.” Courbet bu iki zavallıyı atölyesini davet etti ve Taş Kıranlar tablosunu yaptı. Resmini şöyle anlatıyordu: “Sahne güneş altında, bir yol kenarında geçiyordu. Bu adamlar büyük bir dağın yeşil yamacının önündedir. Üzerinde bulutların gölgesi olan dağ bütün tabloyu dolduruyor. Sadece dağ yamacının sağ köşesinde mavi bir gökyüzü parçası görülmekteydi. Ben hiçbir şey icat etmedim sevgili dostum, araba ile her gezimde bu insanları gördüm. Ayrıca böyle bir durumda elinden başka bir şey gelmez.”

Courbet’in Taş Kıranlar eseri bir politik duruş muydu? Yoksa salt insan sevgisi ve talihsiz sefil insanlara bir sempati miydi?

TAKİP ET   Google News Abone Ol

Etiketler:


Bir Yorum Yaz